0532 448 0702

Merak Edilenler

Dişlerin iç, dış ve çiğneme yüzeylerinden bakteri plağını ve yiyecek artıklarını uzaklaştırmanın en etkili yolu dişlerin doğru fırçalanmasıdır. Çürük ve dişeti hastalığı oluşumunun engellenmesi sürekli ve iyi bir ağız bakımı ile mümkündür:

1. Dişlerinizi sabah kahvaltıdan sonra ve akşam uyumadan önce olmak üzere iki defa, tavsiye edilen diş fırçalama tekniği ile en az üç dakika fırçalayın.
2. Diş fırçanızın ulaşamadığı bölgelerdeki ve diş aralarındaki bakteri plağını diş ipi veya diş arası temizleyicilerle iyice temizleyin.
3. Florlu bir diş macunu ile dişlerinizi fırçalayın.
4. Sağlıklı ve dengeli beslenin.
5. En az 6 ayda bir olmak üzere düzenli olarak diş hekiminize muayene olun.

En iyi diş fırçalama yöntemi hangisidir?

Doğru bir diş fırçalama, diş ve dişetlerinizin sağlığını korumada ilk adımdır. Dişlerinizi fırçalamak için bir sürü yöntem vardır. Size en uygun fırçalama için diş hekiminize danışın. Çünkü dişeti çekilmesi, ameliyat sonrası gibi farklı durumlarda farklı fırçalama metodları da önerebilir. Bununla birlikte sıkça tavsiye edilen yöntemlerden bir örnek verebiliriz:

• Diş fırçanızı 45 derecelik bir açıyla diş-dişeti birleşimine yerleştirin.
• Fırçanızı kıl uçlarının aynı yerde kalmasına özen göstererek, küçük daireler çizecek şekilde hareket ettirin.
• Aynı hareketi her dişin üzerinde 10′ar saniyelik sürelerle tekrarlayın.
• Alt ve üst dişlerinizin iç ve dış yüzeylerini aynı yöntemle temizleyin.
• Alt ve üst azı dişlerinizin çiğneme yüzeylerini fırçanızı ileri geri hareket ettirerek temizleyin.
• Dilinizi de fırçalamayı unutmayın. Dil ağız kokusuna neden olan bakterilerin en çok bulunduğu yerdir. Bu işlem için diş fırçaları kullanılabileceği gibi “dil fırçaları” veya “dil kazıyıcıları” da tercih edilebilir.
• Dişlerinizi fazla sert fırçalamamaya özen gösterin. Sert fırçalamak yarardan çok zarar verebilir.

Uygun bir teknik kullanılmazsa dişler zarar görür mü?

Sert ve yanlış fırçalama tekniği ile dişeti çekilmesi, diş yüzeyinde madde kayıpları ve hassasiyet oluşmakta, ayrıca tam temizlik etkisi sağlanamadığından çürük ve dişeti hastalıkları önlenememektedir.

Diş Fırçaları

İş diş fırçası satın almaya gelince piyasada çok çeşitli ve cazip kılınan pek çok ürün olması sizi şaşırtabilir. Seçim yaparken onaylanmış ve dişhekiminizin tavsiye ettiği ürünleri satın almaya dikkat etmelisiniz. En iyi diş macunu ve en iyi fırça hangisidir sorularının cevabı, kişinin ağız durumuna göre değişebilir.

Bu konuda nelere dikkat etmeniz gerektiğine ilişkin birkaç ipucu;
• Diş fırçaları; boyut, şekil ve fırça kıllarının dizilişi, sertliği ve uzunluğuna göre farklılıklar gösterirler.
• Küçük başlı, sık kıllı, kıl uçları yuvarlatılmış, düz kesimli kıl demetleri olan, yumuşak veya orta sert fırçalar seçilmelidir. Böylece dişler arasına ve ağzın bütün bölgelerine erişip temizleyebilmek kolay olur.
• Ortalama 3-4 ayda bir fırçanın değiştirilmesi tavsiye edilir.
• Pilli / güç kaynağıyla çalışan fırçalar, eğer normal diş fırçası ile etkili fırçalama yapılamıyorsa doğal diş fırçasına ilave olarak önerilebilir.

Dişler Arası Bölgenin Temizliği

Sadece diş fırçalama diş yüzeylerinin ancak beşte üçünü temizler. Bu nedenle temizlenmeyen diş aralarında oluşacak bakteri plağını temizlemek özel bir bakım gerektirir. Diş çürükleri ve dişeti hastalıkları özellikle bu bölgelerde başladığı için her gün düzenli olarak diş ipi kullanılmalıdır.

Diş İpi Kullanımı
• Diş ipi kullanımı fırçalamadan sonra yapılmalıdır.
• Diş ipi her iki elimizin işaret parmağına dolanarak ve başparmağımızın yardımıyla kullanılır.
• Diş ipini dişlerinizin arasından yavaş hareketlerle ve kontrollü olarak geçirin.
• Dişetini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçının.
• Diş ipini her dişin çevresinde c harfi çizecek şekilde ileri-geri yukarı-aşağı hareket ettirerek ara yüzü temizleyin.
• Aynı işlemi her dişinizde tekrar ederek tüm dişlerinizi tam olarak yemizleyin.
• Bu şekilde kullanamayan hastalarda sapan şeklinde alt ve üst çeneye uygun olarak açılandırılmış bir taşıyıcı üzerine sabitlenmiş diş ipi ihtiva eden hazır araçlar kullanılabilir.

Superfloss

Köprü protezleri varlığında diş ipi diş aralarından geçemediği için proteze dâhil olan dişlerin ara yüzeylerinin ve köprü gövdesinin altının temizlenmesinde kullanılır. Bu amaçla bu ipler; köprü elemanları arasından geçmeye yarayan iğne gibi olan sertleştirilmiş uç kısım, temizleyici süngerimsi kısım ve normal diş ipi kısımlarından oluşur. Yine günde 1 kez mutlaka uygulanmalıdır.

Ara yüz fırçaları

Diş aralarında geniş boşluklar ya da braketler, köprüler ve implantlar varlığında dişler arası bölgenin temizliğinde kullanılır. Bir sap kısmı ile, bir taşıyıcı ucuna yerleştirilen silindirik veya konik değişebilen küçük fırçalardır. Eğer varsa interdental diş fırçası kullanımı sizin için daha faydalı olabilir.

Ağız Gargaraları

Mikrobiyal dental plağın oluşumunu ve gingivitisi önlemek, bireyin ağız bakımını kolaylaştırmak amacıyla hastalara gerekli durumlarda önerilebilir. Ağız gargaraları hiçbir zaman tek başına yeterli değildir, diş fırçası ve diş ipinin yaptığı mekanik temizlik işlemlerine kimyasal olarak destek olur. İçerdikleri maddelere göre ve amaçlarına göre periodontist tarafından seçilerek önerilir.

Su Püskürteci (Water – pick)

Waterpick, yüksek basınçlı su püskürten aletlerdir. Yumuşak bakteri plağını ve kaba gıda artıklarını temizler. Dişe yapışmış mikrobiyal dental plağı temizleyemez, bu nedenle diş fırçası ve diş ipinin yerini tutamazlar. Ayrıca tedavi edilmemiş ağızlarda derin periodontal ceplerin varlığında gıda artıklarını basınçla cep içine iterek periodontal apselere neden olabilirler.

AĞIZ BOŞLUĞU VE ÇENE KEMİĞİ TÜMÖRLERİ

Ağız içi tümörler, ağız boşluğunun herhangi bir yerinde görülebilen patolojik oluşumlardır. Bu tümörlerin kötü huylu (kanser) olanları, doğrudan ağzın herhangi bir dokusundan kaynağını alabileceği gibi, vücudun diğer organlarındaki kanserlerin ağız ve çene kemiklerine yayılması (metastas yapmanı) sonucunda da ortaya çıkabilirler.

Ağız ve Çene Kemiği Tümörleri, diş kökenli (odontojen) ya da diş kökenli olmaksızın (non-odontojen) ortaya çıkabilirler. Bu bölgede oluşan tümörlerin kötü huylu olanları (kanserler) vücudun diğer bölgelerinde görülen kanserler gibi hayatı tehdit eden ve ölümle sonuçlanan durumlara yol açabilir. İyi huylu tümörler ise yer aldıkları dokularda (örneğin, çene kemiklerinde) önemli boyutta harabiyetlere yol açarak kişide önemli estetik ve fonksiyonel bozukluklara neden olabilirler.

İşte bu nedenlerle ağız ve çene bölgesinde oluşan ve yaklaşık 3 haftada iyileşmeyen lezyonların (yaraların) mutlaka bir cerrah tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle kötü huylu ağız ve çene kemiği tümörlerinde erken tanı ve teşhis yüz güldürücü sonuçlar doğurabilmektedir.

AĞIZ VE ÇENE KEMİĞİ TÜMÖRLERİNİN NEDENLERİ

Kanserin kesin nedenleri bilinmese de zemin hazırlayıcı bazı faktörler ileri sürülmüştür. Ağız kanserleri için bunlar sırasıyla; alkol, sigara, sigarayla ile birlikte alkol tüketimi, bozuk ağız hijyeni, kronik tahrişlere neden olan ve hatalı yapılan kron köprü protezleri, aşırı diş çürükleri sonucu tahrip olmuş diş kronları, vitamin eksiklikleri, güneş ışınları (özellikle dudak ve yüz kanserleri için) bazı virüslerin ağız bölgesine cinsel ilişkilerle taşınmış olması ve bu virüslere ilaveten sigara ve alkol kullanımı önemli boyutta risk faktörü oluşturur.

Ağız içi kanserlerin oluşmasında çevresel faktörler kadar irsiyet, mesleki ve coğrafik faktörler de etkilidir.

AĞIZ KANSERLERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?       

Ağızda ağrısız, kanamasız ve 2-3 haftada iyileşmeyen lezyonların varlığı, beyaz ve kırmızı lekelerin bulunması gibi belirtiler ağız kanserlerinin erken bulgularını oluşturabilir.

Dudaklarda ve dilde uyuşukluk, diş çekim yaralarının iyileşememesi, ağrılar ve ağızda kanamalar, kötü ağız kokuları, lenf bezlerinde şişkinlik, yutkunma güçlüğü gibi belirtiler ise ilerlemiş ağız içi kanserlerin belirtileri olarak bilinmektedir.

AĞIZ VE ÇENE KEMİĞİ TÜMÖRLERİNİN TEDAVİLERİ

Ağız ve Çene Kemiği Tümörlerinde  uygulanan ameliyatlarla  genellikle olumlu sonuç alınır. İyi huylu tümörler çene kemiği harabiyetine yol açmışsa ameliyat bölgesine özel olarak uygulanan bazı greft materyalleriyle ya da vücudun bir başka bölgesinden kemik alınarak o bölgede kemik oluşumu sağlanabilir.

Ancak kötü huylu olan tümörler büyük boyutlara ulaşmışsa ve çevre dokulara yayılmışsa cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi tedavilerin birlikte yapılacağı çok sayıda uzmanlık alanı gerektiren bir tedavi planlamasının uygulanması gerekir.

Tümörlerin tedavi sonrası bakımları, yakın hasta hekim ilişkisini gerektiren durumlar doğurur. Ameliyat sonrası hastanın beslenmesi hekiminin uygun gördüğü şekilde olmalıdır. Ameliyat sonrası bakımda, lokal pansiyonlar ve ağız hijyeni hiçbir şekilde ihmal edilmemelidir.

Çene kemiği ya da ağız boşluğu tümör tedavilerinin ihmal edilmesi ya da geciktirilmesi durumlarında; hastalarda fonksiyonel ve estetik kayıplara yol açan gelişmeler olabileceği gibi kanser durumlarında da yakın veya uzak bölge yayılımları sonucu hayatı tehdit eden sonuçlar meydana gelebilir.

Kistler; çene kemikleri içerisinde, içleri sıvı ya da yarı sıvı materyallerle dolu patolojik boşluklar olup, sıklıkla çene kemiklerinde ve daha ender olarak da ağız ve yüz bölgesinin yumuşak dokularında görülürler.

AĞIZ BOŞLUĞU VE ÇENE KEMİĞİ KİSTLERİNİN BELİRTİLERİ

Ağız boşluğu ve çene kemiği kistleri başlangıçta herhangi bir belirti vermeksizin sinsi şekilde seyrederler. Geç kalınmış teşhislerde ise çene kemiklerinde ciddi boyutta harabiyete neden olurlar.

Çene Kemiği Kistleri, yüz bölgesinde ağrısız gelişen şişlikler dışında zaman zaman alt dudakta uyuşukluk belirtisi verebilir. Bu durum kistin ilerlemiş ve sinire baskı yapmış haline işaret eder.

Ağız boşluğunun yumuşak dokularında oluşan kistler ise genellikle çeşitli travmalar sonucu, küçük tükürük bezi kanallarının tıkanmaları ile sıklıkla dudak iç yüzeylerinde şeffaf görünümlü, zaman zaman kendiliğinden küçülen ve büyüyen ağrısız şişlikler şeklinde görülür. Bu bölgeyi kapsayan yumuşak doku kistlerinin bir diğer şekli de dil altı ve ağız tabanında oluşan şişliklerdir ki bunlara ‘’ranula’’ ya da halk diliyle kurbağacık denir.

İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Kliniklerinde, ağız içi kistlerin teşhis ve tedavisi gerçekleştirilmektedir.

AĞIZ BOŞLUĞU VE ÇENE KEMİĞİ KİSTLERİNİN TEDAVİLERİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Çene kemiği ya da yumuşak doku kistlerinin tedavisinde ilaçlar sonuç vermeyebilir bu nedenle kist tedavileri ameliyat gerektiren işlemlerdir. Kistler bir bütün olarak ameliyat sırasında torbasıyla birlikte çıkarılır ve kistin büyüklüğüne göre bazı durumlarda ilave destek tedaviler uygulanabilir.

ÇENE KEMİĞİ KİSTLERİ TEDAVİ EDİLMEDİĞİ TAKTİRDE NE GİBİ SORUNLAR YARATIR ?

Çene Kemiği kistleri tedavi edilmedikleri zaman yüz bölgesinde şişliklere, iltihap akıntılarına, yüz dokusu sertleşmelerine, dudaklarda uyuşukluklara ve çene kemiğinde kendiliğinden kırılmalara neden olabilecekleri gibi tümör oluşumuna da (iyi huylu ya da kötü huylu) neden olabilirler.

KİST AMELİYATLARINDAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR

Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken hususların başında;

* Ağız hijyeni,

* Yumuşak ve sıvı gıdalarla beslenme, (hekimler tarafından önerilen süre boyunca)

* Ameliyat bölgesini zedeleyebilecek tarzda yanak ve dudak çekme hareketlerinden kaçınma,

* Kontrol vakitlerini kaçırmama gibi durumlar gelmektedir.

DİŞ ÇEKİMLERİ

20 YAŞ DİŞİ VEYA GÖMÜLÜ DİŞ ÇEKİMLERİ

20 yaş dişleri ağızda en son süren ve diş dizisinin en arkasında yer alan üçüncü büyük azı dişlerdir. Yirmi yaş dişleri 16-25 yaş civarında sürerler. Çenedeki yer darlığı, sürme pozisyonundaki sapma veya ilgili bölgedeki kemik yoğunluğu gibi sebeplerle 20 yaş dişleri kısmen çıkmakta veya çene kemiği içinde gömülü durumda kalmaktadır. Gömülü dişler çevre dişlerin çürümesine, çapraşıklaşmasına, kronik enfeksiyona, eklem ağrısına, çene kemiklerinde kist ve tümör oluşumuna neden olabileceğinden genellikle çekilmesi uygun görülür.

Ancak düzgün çıkmış 20 yaş dişleri sorun oluşturmuyorsa çekim gerekmeyebilir.

 GÖMÜLÜ DİŞLERİN NEDEN OLABİLECEĞİ KOMPLİKASYONLAR

Ağız içerisinde sürme işlemi tamamlanmamış ve yarı gömük olarak yer alan dişler;

  • Çürük oluşumuna neden olabilirler.
  • Kronik enfeksiyona (perikoronitis) neden olabilirler.
  • 12 yaş dişinin zarar görmesine neden olabilirler
  • Kist ve tümör oluşumuna neden olabilirler.
  • Sebebi izah edilemeyen baş-boyun bölgesi ağrılarına neden olabilirler.

AĞIZ CERRAHİSİ VE DİŞ ÇEKİMİNDEN SONRA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

  • Cerrahi işlemden sonra operasyon bölgesine yerleştirilen tampon, yarım sat süreyle ağızda tutulmalıdır.
  • Cerrahi işlemden sonra 2,5-3 saat süreyle bir şey yenilip içilmemelidir. İlk 48 saat çok sıcak yiyecek ve içecekler yerine sıvı kıvamda ve çiğnemeye gerek olmayan yumuşak ve ılık gıdalar alınmalıdır.
  • İlk 48 saatlik sürede 10-15 dakika süreyle ve yarım saat aralıklarla operasyon yapılan tarafta yüz veya çene bölgesine buz kompres uygulanmalı.
  • Cerrahi işlem sonrasında sızıntı şeklinde kanamalar olabilir. İlk 7 gün boyunca cerrahi işlem yapılan bölgede herhangi bir çiğneme yapılmamalıdır.
  • Cerrahi işlem sonrasında ağrı olabilir. Aspirin dışında herhangi bir ağrı kesici kullanılabilir.
  • 24 saat süreyle sigara içilmemesi ve alkollü içkilerden kaçınılması gerekmektedir.
  • Diş çekimi ve operasyonu takiben 24 saat sonra normal ağız bakımı ve önerilen antibakteriyel gargaralar tarif üzere kullanılır
  • Cerrahi müdahale ile diş çekimi yapıldıysa dikişler 7 ile 10 gün içinde alınmalıdır.

DİŞETİ HASTALIKLARI

Dişleri çevreleyen yumuşak ve sert dokuları ve dişetlerini etkileyen hastalıklara dişeti hastalıkları veya periodontal hastalıklar adı verilir. Periodontal hastalıklar bir veya birçok dişi etkileyebilen; çocuklarda, büyüme çağındaki bireylerde, erişkinlerde ve yaşlılarda görülebilen toplumdaki en yaygın kronik hastalıklardandır. Genellikle ağrısız seyrettiği için belirtileri hasta tarafından zor fark edilir. Hastalığın bu dönemi fazla sıkıntıya yol açmadığı için önemsenmeyebilir ancak dişleri çevreleyen kemik dokusunda, tedavi geciktiği takdirde geri dönüşü olmayan kayıplar meydana gelerek periodontitis oluşabilir. Periodontitis dişeti hastalığının ilerlemiş safhasıdır ve periodontitiste dişlerin ağız içinde durmasını sağlayan kemik ve destek dokular harap olur. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar ve sonuçta dişin çekilmesi gerekebilir.

DİŞETİ HASTALIĞININ SEBEPLERİ NELERDİR?

Dişeti hastalıklarının en önemli nedeni, düzenli ve doğru fırçalama yapılmaması sonucunda dişlerin bütün yüzeylerinde, diş-dişeti birleşiminde ve diş aralarında biriken, içinde pek çok mikroorganizma barındıran ve mikrobiyal dental plak adı verilen oluşumdur. Bu plak temizlenmezse, mikroorganizmalar ve ürettikleri zararlı maddeler diş çürüklerine ve dişeti hastalıklarına neden olabilirler. Ayrıca sistemik ve çevresel birçok faktör de dişeti rahatsızlıklarına sebep olabilir. Bunların başında sigara, diyabet ve hormonal durumlar gelir.

DİŞETİ HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Kırmızı, şiş ve kanamaya eğilimli dişetleri,
  • Diş fırçalama, yemek yeme esnasında veya uyaran olmadan dişetlerinde kanama meydana gelmesi,
  • Dişlerden ayrılmaya başlayan dişetleri,
  • Ağız kokusu,
  • İleri dönemlerde dişetlerinde iltihaplı akıntı,
  • Ağızdaki protezlerin dişeti uyumlarında değişiklik,
  • Dişlerde sallanma ve yer değişikliği,
  • Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi.

 DİŞETİ HASTALIĞI NASIL ÖNLENEBİLİR?

Dişeti hastalıklarının önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişeti sağlığının idame ettirilebilmesi için günlük bakım işlemleri (diş fırçalama, gargara, diş ipi ve dişarası fırça kullanımı) ile mikrobiyal dental plak uzaklaştırılmalıdır. Günlük ağız bakım işlemleri düzenli olarak yapılmalı ayrıca 6 ayda bir diş hekimi ziyaret edilerek genel bir muayeneden geçilmelidir.

DİŞ YÜZEYİ TEMİZLİĞİ (DETERTRAJ)  DİŞLERE ZARAR VEREBİLECEK TEHLİKELİ BİR İŞLEM MİDİR?

Diştaşı(tartar), bakteri plağı adını verdiğimiz birikintilerin diş yüzeylerinde uzun süre kalması sonucu oluşan sert yapılardır. Dişlerin üzerindeki diş taşları ve plak, dişetlerinde iltihaba, ödeme ve uzun dönemde diş destek kemiğinde kayıplara sebep olmaktadır. Bu yüzden diş taşlarının uygun bir şekilde uzaklaştırılması gerekmektedir ve bu işlemin doğru bir uygulamayla yapıldığı takdirde herhangi bir zararı yoktur.

GİNGİVOPLASTİ-GİNGİVEKTOMİ NEDİR?

Dişetinin çeşitli nedenlerle (ltihabi, genetik) büyüdüğü durumlarda ya da  hastanın güldüğünde dişetleri normalden fazla görünüyorsa (Dişeti gülümesmesi-Gummy smile) uygulanan bir metottur. Gülümsemede estetiği bozan dişetindeki fazlalık küçük bir operasyon ile düzeltilir. Bu kişilerde diş hekimi dişeti seviyesi ve biçiminin nasıl olması gerektiğini belirleyip bu seviyeye kadar dişetlerini düzelterek simetrik ve uyumlu bir gülüş estetiği sağlar.

FLEP OPERASYONU NEDİR?

Flep operasyonu, lokal anestezi altında dişetlerine yapılan bir ameliyattır. Flep operasyonuyla, hastaların ulaşmakta güçlük çektiği derin cepler elimine edilir ve granulasyon dokuları temizlenir. Flep operasyonu, hastalara klinikte uygulanan diş yüzeyi temizliği (detertraj) ve kök yüzeyi düzleştirilmesi (subgingival küretaj) işlemlerinden sonra hala dişeti iltihabı ve derin cepler mevcut olduğunda yapılmalıdır. Dişetleri açılarak diş köklerine ve hastalıklı kemiğe ulaşılıp, hastalıklı dişetleri ve kök yüzeyleri temizlenir, kemik kaybı olan bölgelere kemik yerine geçen maddeler (greft + membran) eklenerek iyileşme sağlanır.

SERBEST DİŞETİ GREFTİ(SDG)  VE KÖK YÜZEYİ ÖRTÜLMESİ NEDİR?

Dişeti çekilmesi olan ve yeterli keratinize dişeti bulunmayan bölgelerde, hastanın kendi sert damağından alınan keratinize dokunun sorunlu bölgeye yerleştirilme işlemine serbest dişeti grefti operasyonu denir. Bu işlem bazen dişeti çekilmesini önlemek için de yapılabilir. Açılan kök yüzeylerinin örtülmesi amacıyla da farklı tekniklerle operasyonlar uygulanabilmektedir.

 DİŞETİ OPERASYONUNDAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR NELERDİR?

Yapılan periodontal cerrahi işlemleri sonrası hastanın dikkat etmesi gereken belli başlı kurallar vardır:

  • Cerrahi işlem sonrası uyuşukluk geçene kadar hiçbir şey yenilip içilmemelidir.
  • Ameliyat sonrası ilk 24 saat içerisinde sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalı, çiğneme operasyona dâhil edilmeyen bölge ile yapılmalıdır.
  •  Ameliyat gününde ve ameliyatı takip eden günlerde sigara içilmemelidir.
  •  Ameliyatı takiben 2 hafta süresince, varsa protezlerin mümkün olduğunca az kullanılması gerekmektedir.
  • Ameliyat bölgesine konulan pat sizi rahat ettirmek ve yara bölgesini irritasyondan korumak içindir. Ağrıyı önler, yara iyileşmesini kolaylaştırır ve alışık olduğunuz aktiviteleri rahatlıkla sürdürebilmenizi sağlar.
  • Ameliyat yapılan bölgede dikişlere bakmak için dudak ve yanağın kaldırılmaması gerekmektedir.
  • Operasyon bölgesinde şişlik oluşmaması için ilk gün dışarıdan buz uygulaması yapılmalıdır.
  •  Ameliyat sonrası iyileşme için doktorunuzun yazdığı reçeteye uyulmalıdır. Ameliyat sonrası ağrınız olursa ağrı kesici alabilirsiniz. Bu durumda aspirin veya benzeri salisilik asit türevi ilaçlar alınmamalıdır.
  • Ameliyat edilmeyen bölgelere normal fırçalama işlemleri uygulanabilir.
  • Yemek sonrası ağız çalkalanmalıdır.

 

HORMONAL DURUMLARIN DİŞETİ HASTALIKLARINA ETKİLERİ

Dişetlerini etkileyen hormonal durumlar: puberte (ergenlik), mensturasyon, hamilelik ve menopozdur. Bu dönemlerde periodontal dokularda mikrobiyal dental plağa karşı normalden yüksek bir reaksiyon oluşmaktadır. Bu reaksiyon sonucu dişetleri kanamalı, dokunmaya hassas, ödemli ve kızarık bir hale gelebilmektedir. Dolayısıyla bu dönemlerde hastalar ağız hijyenlerine daha fazla özen göstermeli ve dişetlerinde reaksiyon yaratabilecek plak ve birikintileri ağız içerisinden daha özenli bir şekilde uzaklaştırılmalıdır. Menopoza girmiş olan bayanlarda ayrıca, ağız kuruluğu ve ağızda yanma şikâyetleri gözlenmektedir. Ağız kuruluğu tedavisinde hekimin önereceği yapay tükürük preparatlarını kullanabilir, sık sık şekersiz içeceklerle ağzınızı çalkalayıp, şekersiz sakız çiğneyebilir ve kahve, çay, alkol, sigara gibi ağız kuruluğuna sebep olabilen ajanlardan uzak durulabilir.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE MEYDANA GELEN DİŞETİ RAHATSIZLIKLARI NASIL ÖNLENİR?

Doğru ağız hijyeni, tüm bireyler için büyük önem taşısa da hamilelik döneminde ayrıca hassasiyet gerektirir.  Çünkü ağız içerisindeki plak birikimi, dişeti hastalıkları ve hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında doğrudan ilişki vardır. Bu dönemde günlük ağız ve diş bakımı kesintiye uğratılmamalıdır.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE MEYDANA GELEN DİŞETİ RAHATSIZLIKLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Hamilelik döneminde dişeti iltihabı, dişlerin etkin olarak bakımı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Başlangıçta ağız hijyen eğitimi, diş yüzeyi temizliği (detertraj) ve profesyonel polisaj işlemi (cila) ile ağız hijyeni sağlanabilmektedir. Bunların yanı sıra her gün en az iki kez dişler fırçalanmalı ayrıca diş ipi kullanılmalıdır. Ancak hamilelik epulisi denile dişeti büyümesi varsa ve bu durum hastanın çiğneme, yemek yeme gibi fonksiyonlarını etkiliyorsa cerrahi müdahale ile tedavi edilmesi gerekir. Hastanın şikayetlerine göre diş tedavileri hamileliğin her döneminde yapılabilse de hamileliğin ilk 3 ayında düşük, son 3 ayında erken doğum ihtimali olduğundan tedavi için en uygun dönem 4,5 ve 6. ayları kapsayan dönemlerdir.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE TEDAVİ EDİLMEYEN DİŞETİ RAHATSIZLIKLARI NE GİBİ PROBLEMLER YARATABİLİR?

Tedavi edilmeyen dişeti hastalıkları, hamile bireylerde ciddi bir erken doğum riski oluşturmakta ve düşük yapma ihtimalini arttırmaktadır. Periodontal hastalığa sahip hamile bayanların dişeti hastalığı olmayan hamile bayanlara göre düşük yapma oranı daha fazla olduğu bildirilmiştir.

LAZER TEDAVİSİ

Lazer ile yapılan dişeti tedavileri daha az kanama ve ağrıya sebep olduğu için tercih edilmektedir. Dişeti seviyelemesi, gingivektomi işlemleri, biyostimülasyon ve dezenfeksiyon, yumuşak dokudaki lezyonların alınması, diş hassasiyetinin giderilmesi, frenektomi  gibi birçok işlem lazerle yapılabilmektedir. Ayrıca lazer cihazıyla yapılan tedavilerdendir. Ayrıca dişetindeki lekeler de depigmentasyon işlemiyle lazer cihazı sayesinde estetik olarak ortadan kaldırılabilmektedir.

 PERİİMPLANT MUKOZİTİS

Periimplant mukozitis implant çevresindeki yumuşak dokuda geri dönüşü olabilen iltihabi bir durumdur. Ağız içi muayenede, implant çevresindeki dişetinde kızarıklık, ödem ve sondalamada kanama görülür. İlerlemesini durdurmak için hemen müdahale edilerek tedavi edilmelidir. Ağız hijyenin düzeltilmesi, profesyonel temizlik, antibiyotik ve gargara kullanımı ile sorunsuz bir şekilde düzelebilir. Ayrıca, implant çevresi yeterli keratinize ve yapışık dişeti bulunmadığı durumlarda da oluşabilir. Diş çevresinde olduğu gibi hastanın kendi sert damağından alınan keratinize dokunun sorunlu bölgeye yerleştirilmesiyle problemler ortadan kaldırılabilir.

PERİİMPLANTİTİS

Periimplantitis osseointegre implantlar çevresinde periimplant mukozitisin geri dönüş olmayacak şekilde ilerlediği kemik yıkımıyla seyreden bir hastalıktır. Dental implantları çevreleyen yumuşak ve sert dokuları etkileyen yıkıcı iltihabi bir süreçtir. Röntgende hastalığın ilerleyen aşamasında implant çevresindeki kemiğin bir miktar eridiği gözlenir. İlerleyen aşamada implant etrafındaki kemiğin tamamen eridiği, implantın sallandığı görülebilir. Bu durumda implantın çıkartılması gerekir. İyi bir ağız hijyenine sahip olmayan kişilerde periimplantitis oluşma riski yüksektir. Ayrıca hatalı yapılmış implant üstü protezler periimplantitis oluşumuna neden olur. Çok fazla sigara içen ve diş sıkma alışkanlığı olan kişilerde peri implantitis daha sıklıkla görülmektedir. Rejeneratif tedavi teknikleriyle (greft + membran) kemik kaybı kısmen ya da tamamen telafi edilebilir..